Ana içeriğe atla

Karayolları Trafik Kanununda Yapılan Değişikliklere Genel Bakış

    Bilindiği üzere sigorta şirketlerinin yasama organı üzerindeki yoğun lobileri neticesinde 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 90-92-97 ve 99.maddelerinde 6704 sayılı yasanın 3-6 maddeleriyle bir takım değişikliklere gidildi. Bu değişiklikler özü itibariyle tüketici konumunda bulunan sigortalıların temel anayasal bazı haklarına halel getirmekle birlikte, yerleşik Yargıtay kararlarının rafa kaldırılmasına sebebiyet vermiştir. Bir iç düzenleyici norm olan ve normlar hiyerarşisinde kanunun kat be kat altında olan Hazine Müsteşarlığı tarafından yürürlüğe konulacak sigorta genel şartları, kanunun 90.maddesinde yapılan değişiklikle eski uygulamanın önüne geçmiş ve ''Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu kanun ve bu kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir.'' şekline bürünmüştür. Kısacası Borçlar Kanunu ve yargı kararlarıyla büyüyüp yeşeren ve ülkesel alanda uygulama alanı bulan kurallar rafa kaldırılmış, tazminat hesabı ve uygulanacak hükümleri belirleme yetkisi Başbakanlık Hazine Müsteşarlığına verilmiştir. Hatta verilen yetki aynı zamanda 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1451.maddesini zımnen de olsa ilga etmiştir. Zira mezkur kanuna göre bu Kanunda hüküm bulunmayan hâllerde sigorta sözleşmesi hakkında Türk Borçlar Kanunu hükümleri uygulanır hükmü amirdir. Yapılan değişikliğe göre ise Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu kanun ve bu kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.

      İkinci bir değişiklik ise kanunun 97.maddesinde yapılmış zarar görene dava açmadan evvel sigorta şirketine başvuru zorunluluğu getirilmiştir. Yukarıda da izah etmeye çalıştığım üzere mezkur düzenleme tüketici/sigortalıyı korumaktan ziyade sigorta şirketlerini koruma amacı güttüğünden, sigorta şirketlerini faiz, yargılama gideri ve avukatlık ücretinden muaf tutmak gayesiyle yapılmış bir düzenlemedir. 

          Üçüncü bir değişiklik, daha doğru bir söyleyişle ''ekleme'' 92.maddeye eklenen g ve h bentleri ile yapılmıştır. Eski uygulamaya göre tali olan ve sigorta şirketi ödeme yaptıktan sonra kendisine rücu edilen sigortalıya artık kendi kusuru oranında kalan tazminat tutarı doğrudan ödenmeyecektir ve haliyle sigortacının rücu etmesine lüzum olacak bir hukuki durum ortaya çıkmayacaktır. Aynı maddenin (h) bendi ile ilgililerin rizikoya dahil olmayan zararlarının sigorta şirketinden talep hakkı ortadan kanunla kaldırılmıştır. Değişiklik esasında 2918 sayılı kanunun 95.maddesine doğrudan aykırılık teşkil etmektedir. Zira mezkur maddede sigorta sözleşmesinden veya sigorta sözleşmesine ilişkin kanun hükümlerinden doğan ve tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran hallerin zarar görene karşı ileri sürülemeyeceği,
ödemede bulunan sigortacı, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigorta ettirene başvurabileceği hüküm altına alınmış idi. Aynı kanunun maddelerinin birbiriyle çelişiyor olması karşısında Lex posterior derogat legi priori (Sonraki Kanun Önceki Kanunları İlga Eder) ilkesi gereği eski hükümler mülga olacaktır.

          Sonuç olarak halktan aldığı yetkiyi halk adına kullanan yasama organı yetkilerini tek taraflı, hiçbir sorumluluğu olmayan ve aldığı kararlar tek taraflı genel işlem şartı olan Hazine Müsteşarlığı tarafından ihdas edilen genel işlem şartlarının kanunun önüne geçmesinin hiçbir hukuki karşılığı bulunmamaktadır. Önümüzdeki süreçte Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi'nin vereceği kararlarla sigortacılık alanı yeniden düzenlenecek ve uygulamalar yerleşik hale gelecektir.

Çağlar YUMUŞ
Avukat/Arabulucu

Kızılırmak Mah. Budapeşte Cad.
No:41/14 Çukurambar
Çankaya/ANKARA

Tel-Fax: 0 312 231 42 44

          
 
 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İdarenin Ajanı Tarafından Yapılan Haksız Şikayete İlişkin Görülecek Tazminat Davasında Adli Yargının Görevli Olduğu hk.

T.C.
Yargıtay
4. Hukuk Dairesi
Esas No:2014/15745   Karar No:2015/12194
Yargıtay 4.Hukuk Dairesi E:2014/15745 K:2015/12194

MAHKEMESİ : Kırıkkale 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 02/10/2014
NUMARASI : 2014/671-2014/2218


Davacı A.. Y.. vekili Avukat Çağlar Yumuş tarafından, davalı C.. E.. aleyhine 25/03/2014 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın husumet nedeni ile reddine dair verilen 02/10/2014 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, kişilik haklarının ihlali nedenine dayalı manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın husumet yokluğundan reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, yetkilisi olduğu K. Ltd. Şti.'ne ait 2011 yılı gelir ve gider evraklarının 2012 …

6 Ay Birlikte Yaşamamış Çiftlerin Boşanma Davalarında Yetki Meselesi

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 168.maddesi boşanma veya ayrılık davalarında yetki konusunu düzenlemiştir. Adı geçen maddeye göre;
Boşanma veya ayrılık davalarında yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir.

Yetki meselesi uzun süre müşterek hayat süren çiftler yönünden herhangi bir zorluk addetmese de problem 6 aydan daha kısa süre bir arada yaşamış ve boşanma davasında karşı karşıya gelmiş çiftler yönünden ortaya çıkmaktadır. Aynı durumda olan bir müvekkilim hakkında verilmiş bir mahkeme kararını temyiz etmemizle Yargıtay bu konuda bir içtihat yaratarak aşağıdaki kararı vermiştir.